İki noktadan bir doğru mu geçer ? Argün Albayrak

İki noktadan bir doğru geçer..mi?  Yaratıcı beynin sırları üzerine:

Hepimizin yaşantısında ki temel değerlendirme kriteri ‘doğru ve Yanlış’ noktaları… Yaşadığımız herşey bu iki kutuplardan birinde sonlanır. Doğru ve yanış, eksi ve artı, güzel ve çirkin gibi…  Hani bazen deriz ya; Kime göre doğru veya kime göre çirkin diye… Hatta kurduğumuz, kurguladığımız yaşamsal yol haritaları bizi mutluluğa mı götürüyor, karanlığa mı? Bilemiyoruz çoğu zaman. Yine derler ya; Bırak milletin ne düşündüğünü, bildiğini yap! Diye… Belki de değil, en doğrusu bu. Tüm bunlar olup biterken bir şeyi gözden kaçırarak yaşıyoruz. O da, yaşadığımız ‘süreç’… yani bizi nereye götürdüğünü bilemediğimiz o yol. O yola çıkarken; Hayırlısı ne ise o olsun diyerek başlarız… Çünkü gerçekten de hiç bir beyin bu yolculuğun bir adım sonrasını bilemez ! İşte geldik belki de en kritik noktaya. O hayatımızı belirleyen iki önemli nokta: Yani ‘cesaret’ ve ‘korku’… Bu iki nokta insani yapımızın en can alıcı noktalarıdır. Çünkü korku, bir süreci yaşayıp yaşamayacığımızı belirler. ‘Yaşamadan bilemezsin’ dedikleri de bu olsa gerek ! Karar verme yetisi bu iki noktanın hangisinin yüreğimizde ağır bastığı ile ilgilidir. Çünkü korkuyla yaklaşırsan, yaşayamazsın ve hep aklının bir yerinde kalır. Seni bitirir. Çok anlatırsın, çok haklı çıkmaya çalışırsın ama nafile. Çünkü yaşamadan bilemezsin!

Bir köprü düşünün. Her adım attığınızda, geride kalan tahta yok oluyor. Yani geri dönüş yok. İleri gitmekten başka çare yok. Korkun ağır basar da geri gidersen, boşluğa yuvarlanır, ölürsün. İleri gideceksin. Başka çaren yok. Köprünün diğer tarafında seni bir hazine beklemese de, şunu söyleyebileceksin. Ben o köprüyü geçtim. Ben o köprüyü geçerken çok korksam da, yaşamayı bildim ve başardım. Sonunda bir hediye olmasa bile, şunu kazanmış oldum: O köprüye giremeyenler, artık bana onun ne olduğunu anlatamazlar. Çünkü artık ben biliyorum, onlar bilmiyor ! diyebilirsin. İşte bu yolculuk ta; yani süreçte atıtığınız her adımın adı: Deneyimdir! Yani herkesin kendi içinde yaşadığı , sebebi ve sonucu belli bir yolculuk. Deneyim! Herkesin ki farklı, herkesin ki kendi açısından önemli bir Deneyim !

Konunun üç beş kulaç derinine indiğimizde; insani vasıflar önümüze çıkar. Bunlar da iki noktayla anlatılabilinir! Hırs ve Tevazü ! Kendi içinde bu da bir süreçtir. Hırsla başlarsın ve korkular seni bir tevazüye doğru götürür. Gençlik hırsından, Orta yaş olgunluğuna giden süreç gibi… Bu süreci iyi yaşayabilmek için o köprülerden geçmeniz şart. Kendi düşen ağlamaz sözü buradan gelir. Düşmeden, düşmemeyi ve acıyı öğrenemeyiz. Bu ızdırapları çekmeden, doğru yürümenin kıymetini anlayamayız…

Bu iki nokta yaklaşımında çok önemli bir husus daha var: Yaptığınız iş’te, duygusal alışverişinizde veya karar vermeniz gereken bir konu da nasıl düşündüğünüz. Eğer bir işi kendinize konsantre olarak yapıyorsanız işiniz zor. Ama o konuyu, insanı veya o olguyu düşünerek, ona konsantre olarak yapıyorsanız, işte bu muhteşem. Şu örnek yanlış olmayacaktır. Bir sanat müziği icra ederken kendi sesini nasıl kullandığını düşünen ile şarkının söz ve duygusunu düşünerek yorumlayan arasında müthiş fark vardır. Komik ama örnek işte: Sizce Bülent Ersoy mu, Zeki Müren mi? desem ne cevap verirsiniz? Alın size iki nokta daha… Daha böyle milyonlarca ve hem de jargonlarda yerini almış ‘iki nokta’ örnekleri mevcut… Tribüne oynamak ile top için savaşmak gibi…Hangi nokta insanların kalbinde yıldızlaşır, hepimiz biliyoruz! İşte yaratıcı beynin sırları bu keşifleri de içerir. Verilen aklı yönetme sanatı. Bazılarımız bunu hisleriyle, bazıları da mantığı ile yönetir. Bakın. İki nokta yine karşımızda…Mantık ve duygu! Mantığı ile bu yola çıkıp, hisleriyle mutlu olan veya olamayan çok kişi gördüm. Tabii tersi de var. Hisleri ile evlenip, mantığı ile sonlandıran da çok… Şimdi hayatınızdaki  iki noktayı bulun ve yola çıkın. Diyeceksiniz ki; Ama hangi iki nokta. Yüzlerce saydın ! Ben de diyeceğim ki; Uzanın şöyle çimlere, yıldızlara bakın… Sonsuz yıldız içinden seçin iki tanesini ve seyredin… Hangi yıldızı seçtin diye sorsam gösterebilirmisiniz…? Trilyonlarca sonsuzluk içinden onu gösterebilmek için bile, saatlerce uğraşabilirsiniz… Bu sonsuzluk içinde, minicik bir noktayı keşfedip anlatmak ne kadar zor değil mi?… İşte yolculuk, işte sonsuzluk… Hangi yıldıza yolculuk ? En iyisi de:

Sevişmek ah ne hoştur. Yıldızların altında…

İşte bir noktayı bulduk. Ama gökte ararken, yerde bulduk… Diğerini bulmak için çok uzaklara bakma…

Argün albayrak

About these ads
  1. Yorum yap

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 645 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: