Emotional Bureaucracy in Türkiye… Ve ekmeğin hikayesi

Emotional Bureaucracy diye başladım. Duygusal bürokrasi jargonu daha once dünya ülkelerinde kullanılmış bir deyim. Yani özgün, bana ait bir kavram değil. Ancak Türkçe anlamı itibariyle benim yazacağım konu/lara uyan bir tanımlama.

Büyüklerimiz derler ya: Önce kafaların değişmesi lazım diye ! Onun gibi birşey ama nasıl? Nasıl olacak ta toplumun üzerindeki bu duygusal bürokrasi kalkacak.

Eğitim şart abi…seslerini duyar gibiyim..Şu rakı sofralarına meze ettiğimiz eğitim şart söylemleri….

Orhan Veli’nin, Müşvik Kenter sesiyle: Geç bunları anam, babam…. Geç bunları bir kalemde ! demesi aklıma geldi. İçindeki kırgınlığın ve yarı boşvermişlikle yoğrulmuş vazgeçişlerin sesi…Geç bunları bir kalemde !

Bizleri de bu noktaya getirdiler. Ancak bir kalemde silinip atılacak gibi değil… Çünkü içinde  kalp ve akıl taşıyorsun. Üzülmemek mümkün değil memleketim insanına… Üzülmemek mümkün değil…

Toplum bir hamur gibi olmalıdır. Muhtevası bellidir… Onların bir arada kıvama gelmesinden hamur olur… O hamurla ister ekmek yap, ister pasta, ister makarna, ister pide…Ne yaparsan yap. Olur… Ama bu hamurun malzemeleri ayrı tellerden çalar ve ben o hamurun bir parçası olmam derse ne yaparsın…. Kıvamlar tutmazsa, ellerine yapışır, bulaşır… hadi oldu kabarmaz…hadi kabardı…tadı olmaz…

Bu insanın iç dünyasında da böyle, aşkta da…sokakta da böyle, yaşadığın semtte de… Burada un, toplumun ta kendisi.. Su da onu birbirine bağlayan, hamur kıvamına getiren değerlerindir… Yani bu işin temeli. Toplum olmanın temeli… Böylece toplum sana ekmek verir. Nasıl zenginleşir peki bu toplum… Kek yapacaksan farklı tadlar girer işin içine… yani yumurta, yağ…Yani  müziğin, sanatın, kültürün. İşte o zaman tadından yenmez, inan… Mutfak senin topraklarındır.. e o zaman varsa mutfağında ekle biraz dereotu, ceviz… renk katsın, tad katsın… Onlar da senin bir avuç Ermeni, Rum vatandaşın olsun…

Ama bizde konu bir araya gelip hamur yapmak değil…Mutfağın yani bu güzel toprakların ayrı ayrı yerlerinde öylece durup birbirine bağırmak.

O zaman ne olur…O zaman, zamanla eskir, bozulursunuz… Ve çöp olur gidersiniz. Mutfakta tam takır kalır…

İşte bu duygusal korkuların, çıkarların bizi birbirimizden uzak tutmasının sebebi…Herkesin içinde malesef sönmeyen duygusal bürokrasi… Yani önyargı.

Ve insanlar şunu bilmeli: Evet hamur olunca belki sen, sen gibi görünmeyeceksin çünkü tek başına bir un veya su değilsin ama bir lezzetin, bir karın tokluğunun parçasısın…Yaşıyorsun ve sana katılanlarla gelişip yaşıyorsun….

İstersen Yumurta olarak kal… bozulur kokarsın bir gün…Sen de ben Un’um diye bağır.. hiç bir tadın yok benim için.. Sevgili tuz, sen sadece ağzımı yakarsın…

Siz biraraya gelince ancak,  benzersiz bir anlamınız olacak !

Bu mutfakta bu malzemeler bitmez..Bunu göremeyenleri atalım artık bozulmadan, mikrop üreyecek yoksa…

Argün Albayrak

<script type=”text/javascript”>

var _gaq = _gaq || [];
_gaq.push([‘_setAccount’, ‘UA-16932993-1’]);
_gaq.push([‘_trackPageview’]);

(function() {
var ga = document.createElement(‘script’); ga.type = ‘text/javascript’; ga.async = true;
ga.src = (‘https:’ == document.location.protocol ? ‘https://ssl&#8217; : ‘http://www&#8217;) + ‘.google-analytics.com/ga.js’;
var s = document.getElementsByTagName(‘script’)[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
})();

</script>

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: