Dijital Dünya ve Kaoslarda demokrasi !

Dünyanın zaman dilimleri arasındaki akış hızı, bilginin gelişmesiyle ve bu parelelde son kullanıcı diye tabir edilen kişiler tarafında benimsenmesiyle ölçülüyor. Bı doğru. Yani görünür tabiriyle yaşam, teknoloji geliştikçe hızlanıyor, kolaylaşıyor… Teknoloji insanlık çorabının nerede söküldüğünü keşfetti ve çorap hızla yok oluyor, ayağımız çıplak kalıyor… Bu durum bizi hasta eder mi, bilemem ama insannın ayağı açıkta kalmayacak, işte bunu bilirim…

Konu, dijital bilgi bankalarına alışkanlıklarımızı, bilgimizi, merakımızı ve özlemlerimizi emanet etmek… Konu, internet ! konu o bankayı kullanma biçimleri… Teknik tabirlerle kafa karıştırmamaya özen göstereceğim çünkü konu herkes olunca ortak dilimizi mesken edinip seslenmek en doğrusu… internet canavarları bu teknik tabirleri çok kullanırlar. Çünkü Türkçe karşılıklar yoktur. Onlar da bilmezler zaten… Konuyu değil, konuyu bildiğini kanıtlamalar adına bu yabancı kısaltma ve tamlamalar onların hayatıdır…

İnternet, özgür ifadelerinin tümünün kodlanarak toplandığı ve paylaştırıldığı, paylaştıkça değer kaybetmeyen, aksine değer kazanan bir buluşma ve takip merkezidir. TV, radyo, gazete gibi bir İLETİM değil, iletişim aracıdır… Yani şu örnek yanlış olmaz: Öyle bir Pazar yeri düşünün ki herkes bağırıyor ve sizi çekiştiriyor ! Bunun anlamı kaostur… Kaos bir kavga değildir. Kaos; Herkesin asli niteliklerini unuttuğu bir çok bilinmeyenler denkleminin tam ortasıdır… Hal bu olunca ne yapmak ister kişi. Ne yapmak istiyorsa ona odaklanır ve bir çıkış yolu arar. İstediğine ulaşmak, elde etmek ister. Veya kaosun dinmesini bekler ve zamanı gelince dilediği bölgeye nokta atış yapar… İnternette bir takım noktalarda belli başlı imparatorluklar kurulmasınsa da bu neden olmuştur. Tweeter, Facebook, Google imparatorlukları kaos dışında kendine bir yer bulma, bilgiyi ve akıcılığını doğru yönetebileceğin alanlardır. Marka değerlerinin bu derece artması müşteri sermayesinin yoğun tercihi ve kullanımdan kaynaklanır da ondan…

Bu buluşma noktaları da markalar için hazır sermayeli sıçrama tahtalarını kullanmak demektir, bunun kullanımına efektif mecra kullanımı denir! Banner kullanımı ise denize ucunda çok yem olan olta atmak ve tık kapmaktır… Balık olmayan yerde olta atmaya kalkanlara duyurulur… Tık kapma mümkündür. At oltayı tık diye kapsınlar… Bunun altından rasyonel bir kullanıcı faydası çıkmazsa, obalık yenmez sadece şu kadar balık tuttum dersin. Bu da aç kalanların züğürt tesellisi ile eşanlamlı birşeydir. Bir de bu kaosta, ya kiracı olmak ( mikrosite) ya da ev sahibi olmak vardır. Yani kurumsal siteniz sizin ev adresinizdir… Eviniz olduk olmadık misafirlerle dolacak olursa bir avlu yaptırın onlara. Yani herkes önce avluda toplansın, kim olduğunu anlatsın, hizmetliniz de gelsin desin ki: falanca bey gel geldi. Alayım mı içeriye?…yani site üyeliği ! Bu konu önemli: Çünkü bu, kaosta kendi yerini, havuzunu yapmaktır. Suyu bulandırmayacaksın, balıklara çok yem vermeyeceksin, düzenli bakımını yapacaksın. Yani bilgi kirliliği olmayacak, her gün promosyon yapmayacaksın. Bilgilendireceksin ama dır dır mailleriyle sıkmayacaksın ki senin bilgi havuzunda yüzsünler…

En büyük markaların havuzlarına bakın göreceksiniz bu bulanık sulaar ve ayağınızın ucuyla bile dokunmayacaksınız.

Kaos pazarında kiracılık ta stratejik bir konumlama işidir. Niye oradasın, işine mi yakın, daha mı karlısın, ne kadar oturacaksın. Bilmen gerek… Orası, oluşturduğun havuza dışardan gelen balıklarla dolacaktır. Ama doğru saatte, doğru yemi atarsaan… Bunlar balık ne atsam yiyorlar deme, öldürüsün… Yani onun gözünde ölürsün…o kaos denizinde yüzmeye devam eder !

İşte tüm bunlar dijital stratejilerin temel felsefesidir. Şu soruları sormak zorundayız. İnsanlar burada vakit geçirmekten mutlu mu, Mutluluk ödüllendiriliyor mu? Ve bu mutluluk paylaşılıp, son kullanıcı referanslı bir güven sağlıyor mu…?

Kaoslarda demokrasi nasıl sağlanır? Var mıdır demokrasi bu internette… Evet vardır?

Herkes kuralını kendi belirler. Yani bu bir kendi içinde demokrat olma ve bilgiyi, paylaşımı, kullanım amacını bilmektir. Bu sebeple dikkat edin, yavaş yavaş kaos denizinde sular hep kendi içinde akıntılar srgiliyor, sular birbirin karışmıyor, Balıklar hangi mevsimde nerye göç edeceklerini biliyor….. Bu doğanın size sunduğu içgüdüsel bir demokrasi… Şimdi denize karşı uaztın ayaklarınızı, dalgalar gelsin…geri dönsün…Nerede ne zaman nasıl yüzeceğine ancak sen karar verirsin…

Dijital ajanslar sadece bir derinlik gösteren dudadır, koluna batma diye taktığın simittir…İlk defa gireceksen, yüzme hocandır. Ama yüzecek olan sensin…

Şimdi istediğiz kadar açılın…sahili kaybetmeden !

argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: