Bir damla insan ve kısa yolculuğu…

Sabah yüzümü yıkarken su lavaboda birikti. Gözlerim oraya daldı önce. Sonra gittikçe azaldı, lavabo giderinin etrafında hızla dönmeye ve azalarak aşağı doğru indi.  Sonra da iyice yok olarak gider borusunun yolunu tuttu… Yaşamın hepmize sunduğu kısa bir özet gibi… Gençlik hepimizi de aynı o su gibi önce yaşamla dolduruyor, sonra gittikçe azalıyor, bi r girdaba dönüşüyoruz ve sonra belirgin ve karanlıklar içindeki yola giriyoruz… O yolun nereye çıktığı belli değil, ya bir dereye karşıp taşlara vura vura ilerleyeceksin ya da bir kanalizyon bağlantısına gelecek ve orda birikeceksin. İçinde pislik olacak… Ama bir gün mutlaka toprağa karışaaaksın. Toprağa kavuşmak ta kanalizasyonda birikenler için büyük bir umut olmalı… Bu umut, çaresizliğin sesidir. Oysa herkesin biriktiği yer orası değildir…

Şans eseri veya bilerek karıştığın dere seni en sonunda denize döker… Dalgaların hiç bitmediği, içinde sonsuz yaşam olan o deniz. İnsan yaşamı söz olunca deniz ne anlama gelir? Bunu da anlatmak gerek…

Bilim insanlaı bir acayip. Bir sor ,bin ah işit cinsinden. Yahu hocam elmayla armutu kıyaslıyorsunuz derseniz, ne yapar eder, konuya sudan başlar ve onları karşılaştırır. Aynılıklarını, glikozit oranlarından girer, mevsimsel ve bölgesel etkinliklerin aynı olan şeyleri nasıl farklılaştırdığından çıkar..Ama sana anlatır. Bunu insana da uyarlar. Kanıtlar. Apışıp kalırız ve Vay hocam, öpeyim. Deriz en sonunda…

O mantıktan yola çıkan ama yolu sevgiye sapan bir anlam bütünlüğünde yazmaya çalışacağım:

Bu kısa hikaye şunu anlatıyor. Sen masumluk, güzellik dolu bir su tanesinden ibaretsin. Doğanın temel kuralının bir parçası. Su olup musluğa gelişin tamamen doğanın bir tezahürü… Temizlik dolu, şifalısın. Gürül gürül çağlayıp, akarsın… Dünya denen lavaboda birikir, o hayatın içinde büyür ve sonra azalmaya, son yaklaştıkça girdaplar oluşturmaya başlarsın. Artık o karanlık boruyla bir dereye mi akarsın, bir kanalizasyona mı bilinmez… Ama yolun denizlerde nihayet bulursa, işte o zaman sonsuzlukla buluşmuş olursun. … Bu cennetin ta kendisi olur işte.  Her su tanesi gibi insanlarda kaderin rol paylaşımlarını yaşıyor. Biri bahçe ağaçlarını sulayıp toprakları besliyor, biri birilerinin yüzünü temizliyor, Biri susuzluk gideriyor. Biri derede yaşamına başlayıp, hep o yolda akıyor…Biri yemekler kaynatıyor, aş oluyor, biri de klozet arkasında bekleyip birileri tarafından basılıveriyor düğmesine… Biri daha var. Onlar yeryüzüne inen melekler oluyor. Gök gürleye gürleye haber veriyor onları…Yağmur olup akıyor yüreğine.  Sen neredesin? Ne yapıyorsun… Nereye gidiyorsun…

Buluşacak mıyız o denizde, mehtabın altında pırıl pırıl balıkların yaşamları da olabilecek miyiz?

Günaydın herkese !

Argün albayrak.

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: