Size mutluluklar verdim, acılarınızın arasında nefes alasınız diye…

Yaşam bu. Hepimizin tek tesellisi ölümden sornra gerçek evimize geri dönmek… Ölümler yaşamın kum saatindeki son kum tanesi gibi…İlerlemek adına koşar adım sona gidiyoruz… Engelleyemeyeceğimiz bu gerçek hiç ayrım yapmadan herkesin eşitlendiği an.  Ve bir çoğumuz gerçek evimize döndüğündezaman oarada bizi bekleyen bir babamız olacak ve soracak: Ne yaptın, orada. Diye !…Bunu bekliyoruz… Yanımızda kendimizden başka hiç bir şey götürmeden. Çırılçıplak…

Bize bu dünyada ahlak, sevgi, iyi niyet, çalışma aşkı da veren aslında bu içimizde biriktirdiğimiz değerler bütünü… Çünkü sadece onları götürmene izin var. Çok değer verdiğin ve dünyada sana ait olduğuna emin olduğun vücudunu bile götüremeyeceksin… Sadece ruhun senin… Ruhun da aynı vücudun gibi… Ne ile beslersen o hale geliyor… Ruhun besinleri dünyada ! Bilmek, anlamak, sevmek, çabalamak…Bunların hepsi ruhun gıdası…O sonsuzluklar evinde hepimiz çıplağız…Buna inanmak bize güç veriyor. Adresi bilmeyiz, neye benzer bilmeyiz. Belki bunlardan olsa gerek bazılarımız korkuyla bekler… O içinde büyüyen her değer aslında evine uzanan basamaklar gibi değil mi… Ağır ağır çıkacaksın derken şair, sadece dünyalılık halinden mi bahsediyordu. Hayır o değerler sana yol gösteriyor, adres tarif ediyor… Hani derler ya: Doğru gidiyorsun. Hiç sağa sola sapmadan diye… Öyle bir şey.

Artık Senin elinde hepsi… Ya pozitif olup ruhunu yükselteceksin ya da negatif olup dünya derdine yenilip düşeceksin. Bu dünya bir kaos… Dünya derdini seçersen her gün mücadele edeceksin, yolundan çıkıp şarampollerde taklalar atacaksın… Canın yanacak, Tercih senin. Daha doğrusu tercih diye bir şey yok aslında. Değişmek bedene mahsus, ruha değil…Yani ya olumlusun, ya da olumsuz…  ‘ Ruhun gözyaşı kandır ‘ sözü buradan geliyor..Bu yüzden, sağlam tutmak için besleriz ruhumuzu.. Akıtmak istemeyiz gözyaşlarımızı. Kurutmak, öldürmek olmaz o ruhu… Bu yüzden iyi kalpli insanlardan sık sık şunu duyarız: Duygularım taştı, ağladım. Ağlamak böyle olunca güzel.. Çünkü depon ful dolu demektir…

O yüzden çık dışarı. Sev. Gözü gözüne değene gülümse. Hayat ayrı rollerde başka sokaklara sokmuş olabilir sizi. Korkma.. bu dünayılılığın bir gerçeği. Yaklaş. Sende en güçlü silah var. Yenemez seni. Çünkü o silah öldürmez, yaşam verir sadece. O yüzden kullan.  Sev , barış herşeyle… Bırak hepsi senin olsun. Bir gün onun koluna girip te gideceğini unutma..  Uzaklaşma…Uzaklaşmak yalnızlıktır, dünyada fakir kalmaktır. Besleyemezsin ruhunu, kurutursun… Yalnızlığı seçme sen de !

Hep mutlu olmak diye birşey yok. Bu bir dünya şımarıklığıdır. Mutluluk,  bu dünya mücadelesinde ruhuna nefes aldırabilmektir. Ve kahkaha değildir mutluluk. Bazen taşan, ruhun kanıdır. Gözyaşıdır… Bırak aksın.

Bu yüzden herşey once ruhun süzgecinden geçer. O süzgece takılanlar senin değil artık. Bırak onları, ayıklama… Ruhunu ayıkla önce. Şu dünyanın kirinden, pasından. Ak git sular gibi… Bırak hayatın posasını süzgeç kılıklı dünyada… Ruhun başka diyarlarda… O posa senin dünyadaki kirlerin. Onlar senin geride bıraktıkların… Sana tek kalan ruhun…İç kana kana !

argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: