Akıl nerede?…Beline kuvvet Türkiye !… ( Reklam gerçeği )

Reklamclılık penceresinden dünyaya baktığımda ilginç resimler çarpıyor gözüme. Bunların belki de en önemlisi toplumlarda global birlikteliğin iyice artması ve tek vücut haline gelmiş olması. Demorkasilerde kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır. Bunlar birbirini denetlemeye yetkili kurumlardan oluşur. Bir toplumun topyekun hareketi ancak kuvvetler ayrılığını temsil eden kurumların aynı görüş ve kararlılık içinde olması ile mümkündür. Bu topyekun hareket te ancak ortak değerlerin birleştirici gücü ile mümkün. Türkiye’de bunun olması şu an için mümkün görünmüyor.

Globalleşme de buna benzer bir kavram. Ülkeler kendi değer yargıları, kültürleri ile bir kuvveti oluşturur. Globalleşme; bu kuvvetlerin ayrılığını bazı ortak anlayış ve değerlerle birbiri içine sokan, yapıştıran bir güç niteliğinde değerlendirilebilir. Peki globalleşme içinde neler birbirine girdi ve bu hangi toplumları güçlendirdi, hangilerini güçsüzleştirdi. Globalleşme masalına Rockefeller’in derin amerika ve gelecekte dünyayı yönetme hayalinden başlarsak durum çok dramatik. Çünkü bu felsefenin altında 70 / 90’lı yıllarda en üst seviyeye çıkan hollywood sinema anlayışının da bir silah olarak kullanıldığını görebiliriz. Bu dönem aynı zamanda amerika markalarının dünyayı işgal eden bir virüs olarak kullanıldığı en etkin dönemidir. Yahudi pompalı bu dönemde, bir reklam atmosferinin büyülü dünyasında insanlara nasıl bir uyuşturucu enjekte edildiğini kimse fark edmedi. Bizler de. Bu enjeksiyon; İnsanların kardeşliği,sevgi ve barışı eksenine yasladı kendi çıkarlarını. Yani bu, hayal edilmesi hoş bir durumdu ve herkes kendini o akışa bırakıverdi. Bu;  müzikle, yaşam tarzlarının deformasyonları ile devam etti… Nasreddin Hoca’nın göl ve yoğurt hikayesini biliriz. Onun sonunu hepimiz YA TUTARSA. diye biliriz. Ama öyle bitmiyor. Hoca bunu söyledikten sonra arkasını dönüp giderken kendi kendine der ki: Bu geveze şimdi bunu herkese anlatır !

Yani hoca bunun olabileceğini şöyle öngörür: O herkese anlatır, herkes te gelir bir kaşık atar. Böylece göl mayalanış olur.:) Rockefeller karanlığının dünya operasyonu da böyle bişey… Bir grip virüsü bedene girer ama bir domino etkisi ile salgına dönüşür… Global dünya operasyonu böyle bir şey işte. Ve bu operasyonda reklam bir atom bombası gibi. Dokunduğunu yakıyor…

Globalleşme tanım olarak aslında masumiyet dolu bir hayal. İnsanların bu hayali sevmemesi çok zor. Arkasından gitmesi de doğal. Ancak bir şart var: O globalleşme bütünü oluşurken senin hangi değerlerin bu puzzle’ın bir parçası. Cevap hiçbiri. Sen başka değerlerin sana ait olmayan yabancılığını çeke çeke bu auraya teslim olacaksın. Manzara, Türk insanı için budur. Türk insanı da bu global inşaatta bir işçi olarak çalışıp durur. Ancak bina bittiğinde seni içeri almayacaklar.

Fakirleşmek konusu ilginç. Hepimiz fakir der geçeriz. Bir özelliği vardır fakirin. O da aç kalmamak için beslenmek zorundadır ve o yiyeceğe doğru gider. Yani global değerlere… Karnınınz doyunca da unutursunuz. Amerika tüm bilimsel ve kültürel uğraşlarını bu tabanda geliştiren ve yayan, yeni bahaneler için kendi etini koparıp yiyebilen bir reklam harikasıdır. Para kavramı ve borsalar endeksinde var edilen ama aslında toplumlar yararına sunulduğu görülmemiş kavramlar bütünü için de,  herkesin neden sadece borçlandığına ve tutsak alındığına bakarsak anlayabiliriz.

Konu sadece onların yaptıkları değil. Konu, bunları bilerek kendimizi satmak konusu. Türk tarihi araştırıldığında, medeniyetler beşiği kavramında ne büyük bir yer tuttuğumuz şaşkınlık vericidir. Örneğin Mozart dahi Türk sanat müziğinin tınısını ve derinliğini yakalayamadığı için mutsuz olmuş biridir ve bunu da belirtmekten çekinmemiştir. Uluslararası hukuk kavramını özgürlükler ve değer paylaşımı esasına göre tek uygulayabilmiş olan Osmanlı İmparatorluğudur. Osmanlı’nın bu yayılmacı politikası içinde bir temel unsur göze çarpıyor. Fethedilen toplumların kültür kodlarına dokunulmaması ve kendi düzeni içinde bırakılarak sadece insani değerler ekseninde ve vergilerle refah içinde tutulmaları. Yani Türk hukuk ve ahlak anlaışı içinde bir mozaiğin parçaları. Bu son dönem dünyasının algısına göre barbarlık olsa da Karanlık rüyaların iş başında yaptıklarına bakınca tablo anlaşılıyor . Barbarlık, sinsi yok etme bilincini ve bugünü temsil ediyor.

Bu deformasyonlara bakınca bir soru sormadan edemiyorum. Eskiden yerli malı haftaları yapılırdı. Şimdi yapılsa çocuklar ne götürebilir sizce? Cevabı koca bir hiç gibi..Hiçlik duygusu bir çocuk için geçerli ise; geleceğin de fotoğrafı çekilebilir.

Konunun başında bahsetmeye çalıştığım gibi, aynı deniz ve büyük balık küçük balık hikayesi içinde bir konu var ki çok önemli. Bilgi ile duyguların birleştirilerek ateşlendiği tek mermi. İnsan bilgiyle anlayan, duyguyla inanan bir varlık. Bu global silah ta işte böyle icat edildi. Yani reklam gerçeği. Stratejik hedeflerle yaklaş, duyguyla vur. Bu silahın kullanımına baktığınızda kadın cinselliği ve çocuksu masumiyet en çok kullanılan, bünyenin reddetmeyeceği konulardır. Hele konu biz isek. Reklam da bunun en büyük sömürüsünü 90 lı yılların sonuna kadar en nahoş biçimiyle kullandı. Yani koca Türkiye sanat için soyundu ama çıplak kaldı…

Ancak hesaba katılmayan bir şeyler hala var. O da insan olma erdeminin ya konu kıtlığından ya da sıkılganlıktan asli değerleri hatırlama çabaları. Bu kavramları Avrupa sineması ve son dönemde İran, hindistan ve uzakdoğu jenerasyonları ele almaya başladılar. Fizik ilmine karşı gelemeyiz. Bir kaos denizine çakıl taşı atarsan bir dalga boyu oluşturur ve etki alanı yaratır. Taş ne kadar büyükse etki alanı da o kadar büyür. Bir de bunu düzenlilik içinde atmaya devam edersiniz,  devamlılık tezahür eder ve zamanla sizin bir parçanız olur. Dünyadan farklı dalga boylarında düşünceler oluşması ve insanlarda yankılanması da bu işte. Hollywood sanallığı da bu dalga boylarının etkisi altına girdi ve  bakış açılarını daha kalıtsal, derin konularda yoğunlaştırdı. Yani bir bakıma 11 eylül bu bakımdan bir sembol haline gelmiştir. Önemli bir hususta bu sembolün globalleşme dalgasında milliyetçi dalgakıranların oluşmasına sebep olmasıdır. Milliyetçilik bir kafatası zihniyeti değildir. Mustafa Kemal bunun açılımını 6 okla belirlemiş bir ilim irfan adamı. Ancak biz bu değerler bütününü sadece söylemlerimizde dillendiren ve tüketim çılgınlığına yenik düşmüş bir toplumuz malesef.

Kısacası reklam ve kültür kodlarının ilşkisinin temelinde iyi niyet yoksa reklam berbat bir şey halini alabilir. Ancak reklam asli görevi itibariyle bazı özelliklere sahip olmalıdır. Ekmek yaparken mayalamazsan o hamur kabarmaz. Maya’nın burada temsil ettiği şey senin şifrelenmiş kültürel genetiğinden başka bir şey değildir. Ali Taran bu mayayı kullandığı için mi reklamları böyle sevildi ve gündeme geldi. Evet ! Ona Türkçe Reklamcı diyebiliriz. Ancak bir konu daha var. O da reklam anlayışının soyut ve görünmeyen değerleri süsleyerek iş yapması değil, o değerleri yüceltecek bir misyonla hareket etmesi. Çünkü bunlar kültür kodlarının tekrar enerji yayar bir hale gelmesi gibi olacaktır… Zeki Triko’nıun Güneşi Özledik ilanı gibi… Senin olmayan bir değeri ancak taklit edebilirsin. Bu da ancak kapalı kapılar arkasında saygın olur ve sana ait..miş gibi olur. Bu reklam dışında bir çok sektör ve konu için de geçerli bir davranış ve iş yapma anlayışı. Peki tüm toplum, kişsel alışverişler, iş yapma biçimlerimiz şu an ne yapıyor:

Şu örnek sanırım yanlış olmayacaktır. Fiziki güzelliği seks yapmak için, Ruhi güzelliği sevişmek, aşık olmak seçeriz. Biz hangisini yapıyoruz sizce…? Nasıl seks konusu endüstriyel bir global dayatma ise, aşık olmak ta o derece kuvvetli olması gereken bir içselliktir. Hatta çok daha kuvvetli… Ama nerdee ! Beline kuvvet Türkiye… Daha çook sana ait olmayan yükler altında ezilirsin !

argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: