Kapitalizm eşittir komunizm ?

Komunizm; İnsanlarda eşitlik ilkesini kullanarak toplumsal davranış ve üretim biçimini kontrol eden bir yönetim biçimidir. Komün hayatı esastır ve bu topluluk tek vücut olarak aynı hedefte toplumsal çıkarlarının bütününü oluşturur. Karl Marx’ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum geçecektir. Kavramsal olarak ve dünya tarihindeki varoluş biçimi daha çok duysal etiklerle örülmüştür. Toplum felsefesini tek bir amaca yönelik eşitlikçi dağılım ekseninde tutan komunizm bu süreçte kendi kendine yetebilen bir güç oluşturmayı başarmıştır. Bu dönemlerde toplumlar daha içsel yaşayan organizmalar gibiydi. Dünyanın güçler dengesi farklı noktalarda olduğu için düşünce terazimiz de dengeliydi ve çarpmanın sağlamasını bu iki düşünce arasında gözlemleme fırsatımız vardı. Kapitalist yaklaşım ve komunist yaklaşım…

İkinci dünya savaşı  sonrasında başlayan soğuk savaş dönemi bu güçler savaşının yani duyguyla ile materyalizm egosunun da bir savaşına dönüştü. Bu dönemde kapitalist düşünce para ve şirketleşme olgusunu uluslararsı bir kart olarak ortaya atarken, bunu bir medeniyet belirleme sınavı gibi toplumların gözüne soktu. Her iki düşünce yaşam nitelikleri söz konusu olunca farklılıklar var elbette ama bir şey göxden kaçmıyor. Her ikisi de insan kuvvetini kanalize ederek üretime dönüştüren birer yönetim biçimi. Yani aynı. İkisininde de insan olgusunun özgür davranış biçimlerini sınırlayan ve odaklayan bir anlayış bulunuyor. Demokrsilerin örgütlü bir sınırlı özgürlük olduğunu hepimiz biliyoruz. İkisi arasındaki tek fark; Biri devlet odaklı insanların eşitliği, diğeri şirketler odaklı insan eşitliğidir.

Kapitalizm, herkesi şöyle hizaya getirir: Borçlan ki çalış, çalış ki üret, üret ki özgür ol. Ama hep borçlu kal ki. Seni yönetebileyim. Bunu şirketler ve borsa sayesinde ayakta tutan bir sanal bütünlüğe borçlu kapitalizm. Bu sebepledir ki büyümek kavramını milletleri güçsüzleştirip, şirketler hegamonyası altına alarak sağlama yolunu seçti. Materyalizmin bu noktalara gelmesinin sebebi bu. Bunun sonucu olarak insanlar terazinin tek bir kefesinde yoğunlaştı ve ağır bastı. SSCB’de dağılma yoluna giderek hafifledi. Güçler dengesi bozuldu…

Komunizm içsel bir genetik tutum anlayışına sahip olduğu için daha bir suya sabuna bulaşmayan görüntü çizer. Ancak karşı tarafta yayılmacı bir politika olduğundan, bu dha çok bir dünya görüşü niteliğini taşır ve karşı tarafta olanı yalnızlaştırır. Şu an İran gerçeği bunu göstermiyor mu? Kapitalizmin farklı bir düşünceyi ezerek yükselme içgüdüsüne en iyi örnek budur. Diyecekler ki ama İran ne komunist ne de kapitalist. Sizce öyle mi ? İslam tarihii boyunca ki tüm olaylara bakın. Göreceksiniz ki İslamiyet hiç bir siyasi yönetim biçimini içinde barındırmaz. Düşünce tarihi felsefeleri, olaylar da bu felsefelerin hukuki ve ahlaki değerlerini baz alan yönetim biçimlerine dönüşür. Şu an ki İran gerçeğini de İslamiyet dışında değerlendirmek sanırım yanlış olmaz.

Günümüz dünyasında kölelik insanların inanma mekanizmalarını bir örtü gibi kullanan özgürlük masalından ibaret. MARKS’ın temel bakış noktası bu örtünün altındaki özgürlüğü tasvir eden bir şey olduğu için bugüne kadar uygulanamadı. Çünkü özgürlük gerçek anlamıyla yönetilemeyen gücü simgeler.

Kapitalizm ise insan özgürlüğünü maddeleştirmek yoluyla insanlara inandırmaya çalışan bir tüketim zihniyetine dayanır. Bu sebeple demokrasi der ki; Özgürlüğünü yaşa ama kuralları bozma ! Yani taktikler, ilmi düşünceler farklı olsa da her iki yönetim biçimi de insanların özgürlüğünü dizginlemek adına oluşturulmuş çıkarlar birlikteliklerini anlatıyor.

SSCB’nin dağılmasının ardından talana uğrayan bu topraklarda bazı güçler açığa çıktı. Bunun en güzel örneği de kızıl ordunun tüm techizatının Rus işbilenleri tarafından derin dünya temsilcilerine satılarak terör olgusunun artırılması oldu. Ortadoğu tablosundaki çıkar anlaşmazlıklarının altında yatan ölülerin niye gittiğini anlamak zor değil artık.

Ancak unutulan bir konu ve görünmeyen bir gerçek daha var ki o bambaşka bir yeni dünya dersi gibi. KEMALİZM. Dünya o düşünceyle başa çıkamadı ama bilgisizliğimizi tuş etti bile.

O konuyu ayrı bir başlık ta ele almak gerekiyor… Şu an için sadece özümsememiz gerken bu düşünce savaşlarında halk kavramı, isteyerek boynuna tasmayı taktırmış özgür bir köleden ibaret. Ama bilmeliyiz ki onlar bize şöyle diyor: RAHAAAT OL !

Argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: