…Mişli Geçmiş Zaman ! Ablam Dilek için !

Olmadı abla. Yaşamın boyunca gözlerim sana baktı. Algılayamadım. İçini anlayamadım. Kızdığın şeylere değer miyidi. Anlayamadım. Nasıl sevdiğine şahit olamadım. Özlediklerin neydi duyamadım. Uzaklardaydın… Göremedim. Sonra iki bavulla geldin yıllar sonra… Yolculuğunun sonunda bizimle olmanın doğru olacağını düşünmüşşün. Onu bile, o anda anlayamadım…

İçinde tüm yaşanmışlıklarla, bir mücadeleden çıkmış kadar yorgundun. Yüzünde bir ışıltı yoktu ama mutluluk tekarar alevlenmeye çalışan bir ışık yayıyordu. O ışık arttıkça ben de inandım. Yaşam kapalı bir kutuydu içinde. Kimseleri sokmadın. Uzaklarda kendi ruh dilinde kurduğun bir yaşam vardı. İçinde belki yoktuk ama buruk ta olsa bir saygı vardı içimde sana karşı. Orada olduğunu bilmek güzeldi. Her an burada olabileceğini bilmek te öyle. Ama aslında yoktun abla…

Evde olmanın umudu tekrar gözlerinde bir yaşama dönüştü. Ağrılar müsade etmese de yaşıyordun ve yanımızdaydın. Bu, artık gitmeyeceğin anlamına geliyordu… Bu herkese bir güç verdi tekrar. Umuda yolculuk başlamıştı. Bir anne senin sadece grip olmuş gibi başındaydı. Bırakıp tekrar dönülmez bir ülkeye gideceğine inanmadan baktı sana. Sıkı sıkıya tutmuştuk seni bize bağlayan herşeyi. Bir gece Üç’te uyandım. Artık hastane vakti dediler. Evde olamayacağımız kesindi artık. Giden son geminin veda limanı gibiydi hastane ve herkes belki kararı değişir de gitmekten vazgeçer diye gözlerine bakmak için toplandı…

Sen o gemiye doğru giderken adım adım küçüldün gözlerimizde. Tam veda vakti uzaktan küçücük bir çocuğun el salladığını gördük. Yanında bavulları, içinde kalplerimizden alıp koyduğun kocaman parçalarla bir anda yok oldun…

Sessizlik oldu. Bunu da anlayamadık abla… Sen öyle özgür, öyle kendi başınaydın ki, anlayamadık. Dilek bu dedik. Yapar dedik. Bir bildiği vardır, sonsuzlukta gizli. Onu bulmaya gitmiştir dedik… Bana hatıralarında sadece çocukluğunu bıraktın. O tertemiz, daha hiç üzülmeyi bile öğrenmemiş çocukluğunu… Yaşamı, zorlukları, aşk acılarını, sana kurulan insan tuzaklarını hiç göstermedin. Kötüyü kendine saklayıp, bana hep gülümsedin sen… Yaşam koca bir mişli geçmiş zaman oldu.. Gemi o koskoca zamanın ağırlığıyla uzaklaştı. Arkada kocaman bir deniz di bıraktığın. Dalgaların ayaklarımı serinletiyor.. Gözlerim sonsuzlukta takılıp kalmış gibi… Sonra silkinip bakıyorum. Önümde bir çerçeve ve içinde sen. Arkanda yine aynı deniz ve ayakların kumda ıslak… Bana bakıyorsun. Yine aynı gülümsemeyle…

Artık anladım… Sen mutlusun !

argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: