Anlat mezartaşı…

Üstünde tek tük çiçekler açmış mezar… Baş ucunda gömülü şu taş bana hiç bir şey anlatmıyor. Gizlenmiş sanki bütün yaşanmışlıklar. Bu çok kısa bir özet. Doğumdan ölüme geçen süre ve bir kısa isim sadece… Herkes burada böyle. Garip bir sessizliğe gömülmüş gibisiniz ama; sanki yaşayan bir şeyler var.

Baş ucunda çömelmiş oturuyorum. Seni tanımıyorum bile. Bundan dört yıl öncesini gösteriyor zaman ve altmış dört yıl yaşadığını anlayabiliyorum sadece. Peki ya gerisi… Hani sen buraya gelmeden önceki herşey. O ne oldu. O mücadeleler, sevgiler, gülücükler veya hırslar ne oldu. Ya arkada bıraktıkların? Ya bayramlarda ya da özel günlerde burada olabiliyorlar sadece değil mi? Hayat devam ediyor tesellisi altında sensizlikle yaşamaya devam… Anlat belki duyarım… Duymasam bile anlamaya çalışırım.

Artık herşeyi öğrendin. Dünyayı öğrendin. Hala yaşıyor musun öğrendin. El açtığın dualar boşuna mıydı yoksa. Onu da öğrendin. Burada olmak öyle garip ki. Bana sorsalar nasıl bir yer diye? İnsanın doğru söyleyebildiği tek yer derim. Tek yer sen sessizce beni dinlediğin için mi yoksa beni duymanı istediğim için mi bilmiyorum. Şu an ne yaptığımı bile anlayamıyorum. Belki de bu çiçek sensin. Belki de yanıbaşımda bana bunları söyleten de sen. Yanımda dur o zaman biraz. Henüz gitmeye istemiyorum. Öyle çok şey var ki dertleşmek istediğim. Yanına gelince unutuveriyorum.

Bak. Sen hayattayken hiç karşılaşmadığın bir çok insan da burada. Şimdi hepiniz kavgasızlıklarla tanıştınız. Görülmeyenler bahçesinde sonsuzluğun durgun ama canlı hayatlarına kavuştunuz. Böyle düşünmek yanlış mı onu anlat… Yaşam tesellisi bana hep sorular sordurtmaya devam edecek biliyorum. Her yaklaştığımda başka bir kapı açılacak. O kapının ardında ne var bilemeyeceğim. Yanınıza gelmeden anlayamayacağım. Ama şu dünyaın zenginliğinde sarhoş olmaya devam edeceğim. Öyle değil mi?

Duydum seni. Gel dedin. Gel de anlatayım. Ama gelemem. Dünya o kadar güzel ki; Onun bana verdikleri karşısında çocuk gibi şaşırıyorum. Her yeni öğrendiğim şey beni ilk kez konuşan çocuk gibi yeniden doğuyorum. Sanki ben dünya karşısında da hep çocuk kalacağım. Her gün yeni bir gün olacak biliyorum. Çiçeklerin isimlerini say desen! En fazla on tane sayabilirim. Balıklar da öyle, ağaçlarda… Ve tabii insanlarda. Yani yaşlanarak ölmesi imkansız insanın. Öldürse öldürse sevgisizlik öldürür be mezartaşı…  Sen sevgisizlikten mi öldün yoksa çok sevdiğin için bir ödül mü bu ölüm.

Anlat mezartaşı…

Argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: