Apple…Elma… Gel de alma !

Şu elma ne garip meyva. İnsanlık tarihinde teknolojinin her devriminde başımıza bir kere düşmeden edemiyor… Önce Newton ve son dönemde bakın kim? Apple denilen markayı incelemek, hafızaları tazelemek yanlış olmaz. Çünkü herkes onu bir reklam mucizesi gibi düşünüyor. Oysa alakası yok. Apple’ın Türkiye’ye gelişi vakt i zamanında Halis Komili tarafından olmuş bir iş. Reklamcı bilgisayarı denilen bu aletin ilk farklılığı o zamanlar tam egemenlik kurmuş olan Microsoft işletim sisteminden daha değişik bir arayüzü olması. Profesyonellerin deyimleri de bu farklılıktan sonra lugatına bir kelime daha ekledi: Kullanıcı Dostu.

Mac OS işletim sistemi bu özelliği ile öne çıksa da uzun süre reklam ve medya dünyasının bilgisayarı olarak anıldı. PC ( Personel Computer) kullanıcıları yani Microsoft tabanlı alışkanlıklar kırılamadı bir türlü. Bu dönemde Macintosh bilgisayar diye anılan Apple ürünleri dünyaya mal olacak meşhur filmini çekti. Robotlaşmış insanların alışkanlıklarını bir balyozla dağıtan kadın gerçekten de bir dönemin kapandığını işaret eden bir anlayışla çıktı sahneye.Aama bu dalga Türkiye’de etkili olmadı. Bu, teknoloji kavramının internet öncesinde ‘son kullanıcı’ diye tabir edilen amatör insanlara da merhabası niteliğinde idi.

Teknoloji gelişimi bu noktadan sonra bir ışık hızıyla insanların gündelik hayatındaki yerini aldı. Çünkü bu film sonrasında bakın neler oldu. İnsanların hayatına önce cep telefonu sonra interet girdi. Arada ki binlerce ürünü saymıyorum bile. Ancak biri var ki; algılarda hem sahip olması kolay hem de gerekli bir ihtiyaç olarak ön plana çıktı. Şu masum mp3 player’lar…. Tüm markalar bu gelişim karşısında reklam ve Pazar payı yarıştıırken Türkiye’de hala toplama PC’ler peşinde koşuldu. Halen de öyle. Beşiktaşta ki Pazar yerinde biriken insanlar ve orada oluşan iş hacmi tesadüf değil.

Tüm bu Pazar yeri çığırtkanlığı içinde Apple ürünlerini özgünleştirme çabasında sessizce çalıştı ve (i)Mac serisini patlattı… Kimsenin görmediği bir aletti bunlar. Çünkü şeffaf ve renkliydiler. Cık cık..bilgisayar gibi ciddi bir alet nasıl olmuştu da bunu yapmıştı. Herkes artık bilgisayarın bir özelliğini daha satın alma kararı nedenlerinin arasına soktu: Rengi !

Bu ilk önyargı yıkma eylemi Apple için başarılı oldu ama henüz karşısındaki boksör ayaktaydı. Sağlam bir tane patlatması gerekiyordu ve vurdu: o da şu an dünyada hemen herkesin sahip olduğu iPOD idi. İşte bu gelişim Apple’ı iyice ayrıştırdı ve arayı açmasına ivme kazandırdı. Artık herkes bir sonra ki teknolojik yeniliğini düşünürken bir yandan da bilgisayar ürünleri ile de evlere girmeye başladı.

Apple gelişimini mutlaka bir görünür değişimle yaptı. Renkli bilgisayarlardan sonra ilk defa tek fiş ile çalışabilen, hard diski kendi içinde modelleri ile ‘kullanıcı dostu’ kolaylığını ve güzelliğini kanıtladı. Artık insanlarda oturmuş bir Apple algısı oluşmuştu. Tabii bu arada KOÇ ailesi durur mu. Apple’ın Türkiye gidişatını gözlemledi ve parayı basıp aldı Komili’nin elinden. Bu satış aşamasında ben de vardım. Sevgili Bilkom genel müdürü Tijen Mergen, Halis Komili, Cem Boyner ile bazı hesaplar yapıyorduk. O dönemde Cem bey Advantage markasını lanse etmişti. Bir sıçrama yapmak gerekiyordu. Cem boyner ile birlikte, önümüzdeki kağıtlarda bir hesap yaptık: Bana döndü ve kaç tane iMac insanların evine sokarsak başarırız bu işi? diye sordu. Ona elimdeki kağıdı uzattım. Kağıtta 300.000 ev yazıyordu. Cem bey de kağıdını havaya kaldırdı ve gösterdi. İkimizin de sonucu aynı idi. Oradaki konuşmayı hatırlıyorum. Henüz internet emekliyordu. Yani henüz algılara yerleşmemiş bir imkansızı hayal ettik… Peki o zamanlar dünyanın bile konuşmadığı Social Networking ilk nerede ve kim için planlandı biliyor musunuz? O masada, o toplantıda ve advantage için… Bu renki iMac’ler döneminde bir ilk daha gerçekleşti. O da dünyanın ilk sosyal paylaşım video projesi olan ‘seninfilmin’ projesi yani iCAN devreye sokuldu. Dünyada bu bir ilk idi. Ve dünyanın da birincisi seçildi… Kimse bunları bilmiyor malesef… Bunları şunun için anlattım. Yurtdışına bakmadan da burada inanılmaz iş modelleri ve hayaller kurulabiliyor…

Herkes bir sonra ki bombayı beklerken, Apple hem iş alanını hem algı yönetimini bilgisayarı bırakmadan değiştirdi. O artık bir ‘insan odaklı yeni teknoloji’ şirketi haline geldi ve bu algısını kafalara kazıyacak son ürünü iPhone’u tanıttı. Cep telefonu da artık değişmiş ti. Ne yalan söyleyeyim. O varken insan başka şey tutmak istemez oldu neredeyse.

İlginç olan şu: Tüm bu dönem içinde Apple bilinirliği bir çok markanın aksine kendi sessizliği içinde kulaktan kulağa oturtulan, ürün farklılığına ve yararına dayalı bir strateji içinde büyüdü. Onu insanlar kendi kafalarına kazıdı. Reklam değil. Yaptığın iş  te farklılaş, insanlar seni konuşsun ve seni taşısın, büyütsün. LOVEMARK (Aşk Markaları) kavramı da lugatlara Apple ile girdi ve müthiş evrensel başarılar, hikayeler yarattı.

Bunun Steve Jobs ve ekibinin konsantrasyonu ve ideallerini başarma tutkunsundan kaynaklandığı besbelli. Sanırım Lovemark konusunu dillendirmekten ve sunumlara dahil etme curetinden çok bu konuyu irdeleyerek, marka olma konusunu incelememiz gerek.

Aksi takdirde her zaman sadece elma sapı elimizde kalacak ya da Adem ile Havva gibi önümüze bir kuru yaprak takıp, çıplaklığımızı örtmeye çalışacağız !

Sevgiyle kalın,

Argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: