Bilgi; Nefes alıp vermek gibidir !

Bilgi nefes alıp vermek gibi. İçinde tutmayacaksın. Doğruları, zanatini yani sende saklı kalan herşeyi açacaksın. Böyle yaşıyor insan, inanın !Yıllardır mesleğimi yapmaya çalışırım. Her çalıştığım insana da söylemişimdir: Burada iş yapmak kolay. Engel sadece insanlardır! Diye… Kısa bir şekilde yazacağım. Şaşıknlığı ve mutluluğumu paylaşmak için.

Geçenlerde zar zor Çengelköye gittim. Malum kazadan ötürü bir vesikalığım gerekliymiş, dönerken onu da çözeriz ayaküstü dedim. Dışarıda olmak güzeldi. Çengelköye giden yol ağaçlık. Bir ormanın içinden süzülüveriyorsun. Uzatmayayım, işimizi hallettik ve dönüş yoluna girdik. Şoförüm Kamil’e: Şu fotoğrafçıda duralım. Şu vesikalıkları çoğaltıversin bir zahmet dedim. Yanaştık, arabadan indi. Ben de geleceğim, dedim. Bir nefes almam gerekti. Fotoğrafçı küçük, mütevazi bir tezgahı olan ve bundan önce çektiği sünnet ve düğün fotoğrafları ile dolu. Bir de önünde bir bilgisayar ve tarayıcı… Bununla ne yapıyorsun kardeş. Dedim… Anlattı. Photoshopla ışığını mışığını düzeltiyorum, kesip veriyorum baskıya dedi.

-Öyle olmaz, kardeş. Dedim ve geçtim başına. Kamil’in şaşkın bakışları arasında başladık çalışmaya. Ona döndüm ve dedim ki:

-Bu var ya bu dedim. Sana çok para kazandırabilir, biliyorsun değil mi?

-Abi, çözemedik biz bunu. Dedi… Önce kahveler söylendi. Oturduk çalıştık. Sigara için birer tabure çektiler, tabii ben tekerlekli sandalyede; kahvelerimiz yine geldi. Uzun uzun sohbet ettik. Sağolsun. Karadeniz’den tutun da, bu mahalle fotoğrafçılığına kadar herşeyden konuştuk… Ama bitmedi. Oturup çalışmaya devam ettik. Bu arada bir kaç işini de çözmüş olduk. Üç saatimizi ona ayırdık. Çıkarken de, eskilerden kalma bir düstu:ru ile elimi cebime atmama engel oldu. Kardeş olur mu hiç? Falan,  Bin dereden su getirdik. Sonunda dedim ki;

-al bunu, o zaman! Tespihimi uzattım. Yine almadı. O kadar vakit ayırdığımı, bu yaptığımı kimsenin yapmadığını anlattı. Bana borçlandığını söyledi. Ne kadar bunu öyle borçlanma falan diye yapmadığımı anlatsam da; İnadı inat ! Eyvallah dedik ve el sallayıp ayrıldık oradan. Biraz önce annem eve döndü. Peşinde bir adam. Uzaktan takip etmiş… Annem manava giriyor, tam parayı uzatacak, bir kaş göz, para almıyorlar. Kasaba giriyor, aynı hikaye… Fırın? O da aynı… Annem biraz tedirginlik, biraz da sıkıntıyla dönüyor ve adama soruyor ‘Ne yapıyorsunuz?’diye… Adam fotoğrafçının ta kendisi. Annemi yolda görmüş, tanımış ve düşmüş peşine… Adamda başlamış anlatmaya:

– Ağabey, bizim işimizi değiştirdi. Herşeyi öğretti. Sizi gördüm.  Alışverişinizde para vermenize gönlüm razı olmadı. Lütfen kabul edin! Mahallede herkes bunu konuşuyor. Müsait zamanınızda gelmek isteriz.

Fotoğrafçıya bundan 3 ay önce gitmiştim. Bugün bu oldu… Dedim ya bilgi, nefes alıp vermek gibi. Bir nefes verdim, bir nefes aldım. Yaşamak işte böyle olunca güzel… Para da kim oluyormuş !

Argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: