Bu dünyaya fazla gelen Çocuklar ve Anneleri için… Argün Albayrak

Sessizce yazıyorum. Kutsal An’ı hiç yaşadınız mı? Kutsal An,  basit görülen bir olaya  verilmiş isim sadece. Birbirinin gözünün içine bakarak, hiç ayırmadan ve sessizce düşünmenize denilir. O iç sesin, gözlerinden akıp, hiç bir yere değmeden karşındakinin gözlerinin içine girer. Şimdiden söyleyeyim. Buna dayanmanız zor. Çünkü tüm içiniz karşıya giderken, alışık olmadığınız bir rahatlık yaşarsınız. Belki de panik…Bilemem !

Peki hiç otistik birinin gözlerine böylesine dalıp gittiniz mi? Çok zor. Çünkü o sizin yerinize utanır ve kaçırır gözlerini. Korkudan değil, yaşadığınız dünya bilinci onun gözlerinde sizinki gibi değildir. Bu yüzden bakmak istemez. Sizi öyle bir dünyada görmek onun ruhunu parçalar…  Bir mana vardır o donukluğun içinde. Hep dışardan tanımlanır yüreği, hiç açık vermez. Hiç ona soran olmaz… Bazen sessizce izlemeye koyulursunuz. Başı önünde ve düşüncelidir aslında. İlgi göstermez bu dünyaya ve sizi de içine çeker yavaşça ve anlamanızı sağlayarak… Tedavi, biraz da bu dünya bilincine ait olmak demek değil mi? Bu dünya’da konuşan, içen, sevişen, kazanan, eğlenen ve sonu gelince tedavi olan herkes ‘ne olur biraz daha’ diyerek tedavi olur… Bu doğru. Ama bir de içerden bakın! Orada hayat öyle değil. Orada, küçücük kalbinde atan başka bir dünya var. Sevmeyi bilen, ağlamayı bilen ve duygularıyla yönettiği kocaman bir dünya var orada. Yaptıklarımız geçer akçe değil, ruhumuz şımarık aslında… Göremiyoruz, anlayamıyoruz belki de…

Ben her zaman vakit geçirdiğimde seninle, işte böyle oluyorum… Yetersizliğim, senin gözlerinle yazdığın cümleleri anlamaya çalışıyor… Bir de bakıyorum, gözlerim sana takılı öylece dalmışım. Bana verdiğin bu huzuru, dünya bir türlü veremiyor çocuk. Yanında olmak istemem aslında biraz bencilce, biliyorum… Ama bırak biraz daha kalayım bu salıncakta… Bir ileri, bir de geri değil mi zaten dünya ! Bağırmıyorum sana artık. Duyduğunu biliyorum… İçine girmeye çalışan bir yalnızlık benim ki… Her zaman yaptığın gibi, boşver gitsin ! Bu dünya değil mi, beni böyle yalnız yapan, aciz bırakan. Seni kıskanmak suç mu? Zihnindeki o koskoca özgürlüğü istemek, suç mu?

Gel zaman, git zaman… Bir varmış, bir yokmuş dediğim bu masalın içindeyim şimdi. Seni görüyorum. Seninle gülüyorum. Beni kabul ettin sen. Ben hiç birşey yapmadım. Sana dışardan bakan gözlerim bundan önce sana yapılan herşeyi gördükçe utanıyor. Geç uyandım ben çocuk… Gel sessiz bir yer bulalım. Bir uçurtma yapalım…sadece koşalım peşinden. Kahkahalar atalım. Sonra da düşüp çamurlara bulanalım. Yapalım be çocuk… Hiç konuşmayacağız. Söz… Bak bu dünyada bir şarkı var. Adına aşk şarkısı diyorlar. Ben ise sana söylüyorum sadece… Aşkı anlamak için kendini unutmak gerekmez mi? İşte şarkın:

Seni düşündüm. Dün akşam yine. Sonsuz bir umut doldu içime… Bir de kendimi düşündüm sonra; Bir garip duygu çöktü omzuma… Hani ıssız bir yoldan geçerken, hani bir korku duyar da insan. Hani bir şarkı söyler içinden. İşte öyle bir şey… Hani eski bir resme bakarken, hani yılları sayar ya insan. Hani gözleri dolar ya birden…İşte öyle bir şey….

Böyle bir şey değil mi Çocuk… Böyle senin dünyan !

Argün Albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: