Bu masaya ‘OH’ ile oturan ‘OF’ ile kalkar…Sessiz Delikanlı ağıtı ve Rakı Kültürü

Sessiz bir ağıttır şu bizim rakı kültürü. En hası Ege sahillerinde ve şehr i İstanbul’da nam salsada, Kurtuluş döneminde Kuva i Milliyecilerin Anadolu illerinde halkla sık sık memleket sohbetlerine eşlik ettiği bilinir. Zamanının kıraathaneleri, gün batımında sandalyeleri ters çevirse de, içeride gaz lambasının aydınlattığı bir kaç masa, dandik muşambalar üzerinde rakı sofrasını kurarmış. Bu fakir sofralarda biraz beyaz peynir, bol salatalık ve maydanoz, fındık , leblebi ve mevsim uygun ise biraz da sulu kavun bulunumuş…. O zamanlar musiki sesi pek az yerde icra edilir, taş plak gramofonları ise kıraathanelerde olamayack kadar pahalı imiş… Pek dramatiktir ki; O dönemlerde gramafonlar zaten henüz kaydı olmadığı için Türk musikisi çalamıyordu. Batılı senfonik eserler dışında bulmak imkansızmış. Hal böyle olunca, bu mütevazi sofralara ya insanların aşka gelip söylediği şarkılar ya da bölgenin bağlama bilen gençleri eşlik edermiş.

O zamanların tek ortak konusu memleket. Ne konuşulacak başka? Herkesin sevdası bir, toprağı bir, memleketi bir, korkusu bir. Ama kimse yalnız değil. Sobanın yanına kurulmuş masada otuzlu yaşlarında dört genç, masanın arkasında bir sandalyede, onlardan gelebilecek bir isteği bekleyen henüz on’lu yaşlarında bir delikanlı ve kıraathane sahibi… Bu tablo Anadolu’nun her yerinde yaşanmış, yokluk içinde de olsa bir gönül bolluğunun resmidir. Kolay mı be ! Yedi düvel mutluluğuna, ektiğin toprağına göz dikmiş. Sevdiğinin gözlerine ıslak ıslak bakıyorsun, bir gelecek korkusu yüreğinde. İçmeyip te ne yapacaksın? Ama öyle değil işte bu kültür: İçeceksin. Belki ‘of’layıp bir nara göndereceksin gökyüzüne. Sabah olacak, ananın elini öpecek ve sırtında bir kırık mavzerle yola düşeceksin. Sessiz dualarla ilerleyeceksin. Bir kolunda hasret, diğerinde umut ve sırtında dünyanın ağırlığıyla ‘Hücum’ sesini bekleyeceksin. Kolay mı be ! Yüzünü bile görmediğin Kemal’ine bir dost yüreği armağan eder gibi saldıracaksın… Kolay mı beklemek çorak bir siperde, sevgilinin haberciyle gönderdiği özlem türküsünü; memleket çok uzak ama hiç görmediğin topraklarda memleket kavgası vermek kolay mı? Uzaklardan bir kağnı sesi gelir, aşkın rüyalarından sıyrılıp siper alırsın. DUR! Yolcu narasıyla mavzerinin horozuna dokunursun… Bir ses gelir uazaktan: Fenerbahçeden mermi getirdim. Size haberlerim var !

Fenerbahçeli haberci yorgun. Bir ateş etrafında toplanır yiğitler. Şıkır şıkır mermiler arasında bir kapalı sandık açılır. Herkes Şaşkın: Size biraz rakı, biraz da leblebi getirdim. Paşanın selamı var, Tekirdağından geldi. Rumlar Yunan’a kaçırırken kurtardık. Varın, birer mermide kafamıza dikelim. İşte böyle çıkmış bu söz. Hadi bir mermi de Yunan’a… Haber sohbetleri sonrası sıra gelirmiş Papazın çayırında kurulan sarı beyaz renkli topçuların hikayelerine… Anlatırmış haberci: Bir patlattım, bir kafa…diye. Mübarek kavga anlatıyor sanki. Ama o zamanların memleket hırsı bizim topçulara da sirayet etmiş ki; her maç bir memleket onuru gibi yaşanmış.

Tüm bunlar olurken, İstanbulun Galata Rum Meyhanelerinde musiki eşrafı zorla İngilizlere hizmet eder, şarkılar söyler ve içki ikram edermiş. Şimdiki Galatasaray’da profesyonel İngiliz boksörlerin karşısına yiğit ama çelimsiz Osmanlı delikanlıları çıkartılırmış. Bu İngiliz boksörlerden birinin adı Jim. Ve seyirci de el şaklatarak tezahürat yaparmış: Jim Bom bom ! diye… Bunlar gerçek ! Bunlar yaşandı bu topraklarda…

Kurtuluş sonrası memleket yeniden kurulurken de rakı kültürü başrolde. Delikanlılığın tüm jargon ansiklopedisi o olmadan yazılmazmış. Erkek adam dediğin sevdalı olacak, rakıyı sessiz ve iyi içecek, bir de konu dost olunca, memleket olunca ona ters yapılmayacak. Gerisi hikaye. Böyle nam sahibi kabadayılar yazmıştır bu kitabı. Tüm memleketin yanağında patlayan bir Osmanlı tokadı gibi hafızalara kazınmıştır. Bir de şu İstanbulun kayıkhanelerde başlayan  muhabbetleri vardır. Musiki heyetinin içinde bulunduğu sandal Kalamış açıklarına çekermiş. Nevalesini de aynı saatte hazır eden üç beş dost kayıklarda toplanır. Arkalarından kürek çekerlermiş. Sonra musiki sandalının etrafında toplaşılır, bir yandan fasıl dinlenir, bir yandan da rakılar tokuşturulur, balıklar pişermiş. Musikinin hesabı kayıkhanede ödenirmiş. Denizden gelen Ud sesiyle, inleyen naralar ve nağmeler balkonları doldururmuş… Bu dönemde pavyonlar bir numara mekanlar. Türk musikisi başka, konsomatrisler başkaymış.  Zamanın konsomatrisleri, delikanlıların himayesinde yaşayan birer namus abidesi ve en gizli sırların paylaşıldığı birer gizli kasaymış. Müşterisinin bir bakışta ruh halini anlayan, ona göre bir işaretle tüm haliyetini değiştiren birer tılsımmış onlar. O zamanlar çoğu Rum kökenli olan bu Türkiye sevdalı bu kişilerin en önemlisi şüphesiz Madam Despina’dır. Moda’da güzelliği ile nam salan Madam Despina bildiğim kadarıyla Gökçeaadalı. Yunanistan’a göçmeyi kafasına koyan ailesini elinin tersiyle itmiş ve İstanbul’da kalmış. 1946’da açtığı Madam Despina’nın yeri ile de gönüllere, delikanlı ve aile sohbetlerinde yerini almış. Her müşterisine dünyaları vermiş ama tek bir şey istemiş. Efendi olun! Rakı alma kültürünün altında yatanlar daha binbir hikaye, binbir insanla süslenir… Sanatın, Aşkın, siyasetin, dostlukların hepsine bir çay bardağı da olsa tekirdağının rakısı ve bir parça ud eşlik eder. Başı önünde, yalnız takılan birini görürseniz, hele bir de rakısı önündeyse, ilişmeyin… Bırakın içsin! Şarkı bitince de kalkmazsa, bırakın orada. Yanına biraz da beyaz peynirle, su ve rakı da bırakın…

Kur masayi Madam Despina…Kirli beyaz, musamba örtüleri ser…Çek sediri asmanin altina… Yaninda bir ince Müzeyyen abla…Yine mi güzeliz, yine mi çiçek… Hamdolsun

Taze mi bitti topik…Canin sagolsun…

Argün Albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: