Cannes Çıkmazsa para yok…Buyrun Ziyafete – Argün Albayrak

Dört gündür http://www.coloribus.com içinde uzun bir ziyaretteyim. Burası Cannes Uluslararası reklam yarışmasının online platformu niteliğinde iyi bir yer… Tüm katılan eserleri inceleme fırsatı buluyor, kendi değerlendirmenizi yapabiliyorsunuz. Cannes, aynı film festivalinde olduğu gibi bir Reklamcı Seviye Belirme Sınavı gibi dersek yanılş olmaz. Eleştirmeden önce herkesin bir şeyi yapması şart. Hayranlıkla karışık kıskançlık duygularımızı, şişirilmiş bilge edalarla sınırlamamamız gerekiyor.

Bu sene ki yarışmada da reklamcılar bir kez daha şunu gösterdi: Bu işlerin tümünde satış arka planda kalıyor ve insanlara felsefi boyutta, duygularla yaklaşılıyor. Yani bir de yaşadığın olaya buradan bak deniliyor. Gülümseten, düşündüren işler ağırlıklı bir çoğunluğa sahip. Yalnız bir sorun var. O da yarışmaya girecek reklamın formülü yaklaşık on yıldır aynı…Temel ve mesleki bakış açısında değişen bir şey yok. Aynı filmlerde olduğu gibi. Aşk yine aşk ama bak nasıl anlatıyorum der gibi hepsi… Yani Cannes’a gideceksen şöyle düşün demenin formülleri var… Bu kristal Elma için de böyle. Bu bir eleştiri değil. Fizikçiler nasıl e=mc2 üzerine aynı formülle tezler çıkartıyorsa, reklam da zeka formüllerini uygulacak…

Reklamın içinde gizli bir aritmetiği vardır. Bunu senin görmeni ister. Çünkü ancak kendü gördüğümüze inanmak daha kalıcıdır ve etkilidir. Buarada da bu var. İncelendiği zaman öğreticiliği yüksek eserler bunlar. Yani bana marka deyip geçme diyor… Sessiz bir çığlık ta şöyle der: Ey reklamveren gör de beni serbest bırak. Bırak ta iletişimi ben yapayım! Ancak bu ülkede bu büyük bir sorum. Tüm ajanslarda bu tip çalışmalar yarışmaya hazırlanma dönemi olarak görülür ve gerçek hayatın dışında bir mastürbasyon alanıdır. Türkiye reklamverenlerine de kızamayız. Sana dönüp; Sevgili yaratıcı bizim seslendiğimiz insanlar Kurtlar Vadisinin Çakır’ı için cenaze töreni yapıyor, sen onlara düşün halkım diyorsun! Derse ne cevap verirsiniz? Her reklamcı bilir ki, bu bir bahane değil ama doğru. Ama bir konu daha var ki o çok önemli. Bu tip işler aynı zamanda tüketiciyi de görmeye, anlamaya ikna eden bir kararlılık içinde olursa MARKA olur… Dikkat edildiğinde uluslararsı para kavramına yetişmek ve önde olmak zorunda olan markalar bu yatırım yerine tüketimi hızlandıracak aptal odaklı iletişimi daha çok tercih eder. Eğer nazın geçiyorsa dersin ki ona; Bunu da Cannes için hazırladık. Bir ilan bütçesi lütfen!! Ama genelde küçük, işine daha bir duyguyla bağlı reklamverenler bu tarzı daha çok severler. Bu tüm dünyada böyle…

Dönelim konumuza. Çünkü güzel düşünceyi görünce beni Türkiye siniri basıyor. Türkiye’den katılan bir çok eser var. Dünya düşünce sistemini iyi kavramış düşünceler. İllustrason ve iş kaliteleri çok sevindirici. İşlerin tek eksiği yerel düşünce barındırmaması. Bu eurovizyona ingilizce şarkı ile katılmak gibi bir şey… O kadar zengin kültür elbette global bir anlam bütünlüğünde sunulabilir. Türkçe Rock gibi…Ama hem Rock hem İngilizce olmuyor. Yabancılaşıyor. Bu çok dilledirilen ama uygulanmayan bir konu. Benim Cannes Türkiye şampiyonum TBWA’nın INLINGUA. Yeni başlayanlar için Fransızca diyor ve görselinde inşa edilmekte olan Eyfel kulesinin bir fotografik illustrasyonu bulunuyor. İletimişimdeki basit ve anlaşılabilir sofistikasyonu seviyorum. Yurt dışı işlerde de beğendiğim bir çok iş var. Ama ne yalan söyleyeyim Bosch Mamut çalışması beni çok etkiledi. Bu kadar üstünde çok derin ve uzun konuşabileceğiniz konu olması ne güzel. Tavsiyem siteyi iyice bir incelemeniz… Hayata nasıl esprili ve zeki yaklaşmamız gerektiğinin Yeni Dünya Mizahı gibi hepsi. Soyut olan da gizlenen somut  değerler festivali…

Bir anlamı daha var ajanslar için. O da kısıtlı yaratıcıkla çok para kazanmak zorunda olan reklamverene şunu söylüyor: İşte benim fikir ve bilek gücüm! Reklamverenlerin artık ıncığı cıncığı çıkmış konkur kültüründen sıyrılıp, analizlerini Cannes Lions ve Kristal Elma’ya yönlendirmeleri için muhteşem bir hazine bu. Aynı şekilde ajanslar için de kurumsal vizyonlarını tekrar değerlendirme ve yapıtaşlarını bu vizyonda ele alma fırsatı.

Bu oyunda diğer göze çarpan bir konu da yazarlıkla görel yönetnlik kavramlarının içiçeliği. Yani konvansiyonel reklam yazarı ve sanat yönetmeni olgusunun artık olmadığı… Fikir bir bütünlüğü temsil ediyor. Asıl önemli olan burada reklam ajanslarının fotoğraf sanatçısı, dijital illustrasyonu profesyonellere emanet etmeleri… Yani ajansların bir fikir strateji üssü olarak kalıp dışarıdan beslenme yöntemiyle iş yapma modelleri.

Şunu tekrar hatırlatmak ta yarar var… Benzersiz işin bedeli de büyüktür. Paranın ödenmesi şart… Fikir bu. Fikrin uygulaması da bir hayal kadar benzersiz bir gerçekliğe dönüştüğü zaman ESER çıkıyor ortaya…

Herkesin aklına emeğine sağlık !

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: