Kısa süren bir hikaye içinde bitmeyen aşk Ebru & Argün 1984 – Argün Albayrak

Kısa süren bir hikaye bu. Zaman denen nehrin henüz başında yazılmış. Sular serin serin akarken tam da suya yazılmış insan hatıraları gibi… Takvimler mi? 1984 yılı… Bu aşkı anlatmak mikansız. Satırlar da o yüzden biraz ürkek. Ucunu bir uçan balona bağlayıp, gökyüzünde salınışını seyrediyorum. Kimbilir belki senin yüreğine düşer. Bilmiyorum. Şu an ne yapıyorsun, bilmiyorum. Neredesin, onu da bilmiyorum. Mutlu musun, yorgun mu yoksa hala umudun var mı bir şeyler için, bilemiyorum… Neler yaşadın, nelere üzüldün, nelere sevindin. Hiç bilmiyorum. Hiç aktı mı gözyaşın? Yine bir köşede sessiz ve kimse görmeden ağladın değil mi? Anlatsana şarkılarda hiç o günlere geri döndün mü, döndüysen kim geldi aklına. Hiç düşündünmü beni? Ne yaptığımı merak ettin mi?

İki nokta kaldı hayatımda. Her gün biri kere hatırlarım. Resmin hala başucumda. Biri okul yolu, diğeri postanenin yanında yaslanıp seni beklediğim alçak duvar… İnsanların hayatları bir anda değişirmiş, biliyormusun? Benim de o duvarda yaptığımız ayrılık konuşmasında değişti. Bakma bu ağlayan cümlelere! Çünkü ben daha küçücükken sensizliği seçtim. Ağlıyordun…. Üstünde beyaz boğazlı ince kazağın ve Anadolu Lisesi forman vardı. Uzun dalgalı saçlarını yine arkaya toplamıştın. Ellerinde bir kaç kitap, başın önünde ve gözlerin kıpkırmızı ağlıyordun… Hayatımda ilk kez öptüğüm dudaklarının yanından yaşlar süzüldü. Ellerinle toparladın onları… Dokunamadım.

Ben yaşadığım herşeyi anlattım. Bir tek seni bana sakladım. Bana ilk kez aşkı yaşatan ‘seni’… Hayat öyle acımasızdı ki; Tüm erkek içgüdülerimle savaştım. Galip te geldim. Mutlu olmak için herşeyim de oldu… Olmadığı da oldu. Onların hepsi dünyanın malı mülkü idi. Hiç bir zaman bana ait olmadı. Bana ait sadece koskoca bir yüreğim vardı. O da sende kaldı… İyi ki kalmış. Ona benden daha iyi baktığını biliyorum. Biliyorum çünkü sen ne büyüyebilir, ne de küçülebilirsin. Böyle geldin dünyaya o koskoca kalbinle…Ve bakıyorum da onca savaştan çıktım ama dünya değişmedi. Senden uzaklaştıkça, bu kirlilik arttı. Ben de tam onun ortasında temiz kalmaya çalıştım….

Yorulduğum zamanlarda hala bana ördüğün Fenerbahçe atkımı çıkartırım… Boş bir kahverengi impulse’ı da hala saklarım. Onlar bana bir zamanlar yaşadığımı ve temizliği hatırlatıyor… Bazı zamanlar öyle nefret ettim ki kendimden. Doğru bildiklerimi bir kağıda yazdım durmadan. Seni yazdım, bana benden uzak olsan da öğrettiklerini yazdım… Bana verdiklerinle ben, ben oldum. İçimde milyonlarca eksik parçayla, adım atmaya çalışıyorum. Bu çok zor… Bu satırlara sebep nedir biliyor musun? Dün gece ben uyurken geldin. Aynı yüz, aynı saçlar ve aynı masum gülümsemeyle bir fırça verdin elime. Saçlarını taradım… Gülüyorduk. Rüyamda kokun geldi burnuma… Büyük bir yalnızlıkla sıçradım saat gecenin Üç’ün de…

Bana kızma. Bu satırlar bir geri dönüş değil. Seni tekrar yanımda istemek değil… Bu, sensizliği kendi elleriyle seçen birinin yalnızlık dolu cümleleri. Ve ilk kez içimde yaşattığım Ebru’yu anlatıyorum bu kağıt parçasına. Tüm duygularımı gökyüzüne savuruyorum. Olur ya; tam da önüne o cümle düşer: Seni Seviyorum!

Bana tüm verdiklerin için… Tüm aldıkların için… Hep kalbimde kalmayı başardığın için sağol… Resim ne güzel anlatıyor hayatı, terkedilmişliği, yalnızlığı… O şehrin sokaklarını…Seni…

Argün albayrak

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: