V’AV Harfi ve Bugüne uzanan Felsefesi – Argün Albayrak

V’av Harfi üzerine:

V’av zenginliği, bana taş sanatının bir armağını. Türk İslam Sanatlarını incelediğim dönemde derinliğine ancak vakıf olabildim. Arapça kökeni itibariyle ‘V’ harfini simgeliyor ve VAV diye okunuyor… Vav üzeriden anlatılan bir çok efsanevi hikaye, anlam mevcuttur. Bu felsefeler bütünü, okundukça anlaşılıyor ki; Biraz da insan olabilme vasıflarını, yaşamı ve değer yargılarını dikkatli bir biçimde değerlendirmemize neden oluyor. Şaşırtıyor ve bugünümüze de rehber olabiliyor.

V’av, şekli itibariyle; Ana rahminde kıvrılmış yatan bir cenini simgeler nitelikte. Yine bu şekil ters çevrildiğinde secdeye varmış bir insanı temsil eder. V’av, Allahın ‘Vahid’ ismini, birliği işaret etmektedir. Arapça kökenli bir matematik hesabı olan EBCED’e göre de V’av ‘6’ sayısını temsil eder. Ecbed önemli ve derin bir mevzuat. Bu hesaba göre; Arapça’daki her harfin matematiksel bir değeri bulunmaktadır. ‘Hisab-ı Cümel’de denilmektedir. Kuran ı Kerim içinde gizlendiğine inanılan bir çok mucizevi konu ve olay dai bu hesap ışığında oluşturulmaya çalışılmıştır. V’av harfi bunun dışında, bir bağlaç olarak ta kullanılır. Aynı bizim ‘ve’ gibi… Ama bu bağlaç aynı zamanda felsefi yorumlarda; Dünya ile ahiret arasındaki bağı da simgeler !

Hat ve tezhip sanatlarında V’av, meşhur üstadların sıkça yorumladığı bir grafik değer de taşır. Şekil itibariyle tek bir fırça hareketi ile oluşturulan V’av; bu açıdan önemlidir. Çünkü o her bileğin, bir harekette çıkarılabileceği bir şey değildir. Zaman içinde çok ustalaşan bileklerin belki başarabileceği ve aynı imzada olduğu gibi, herkesin kendi farklılığını taşıyacağı bir inceliktir. Bunu çalışırken kağıdınızın açısı ile bileğinizin yönü arasında ancak gözün ve konsantrasyonunuzun belirleyeği ince bir duygusal hesap vardır ki; Herkesin harcı değildir. Neden herkesin harcı olmadığını söyleyeyim. Çünkü bu iş ona kafa yatırmanızı ve bıkmadan usanmadan çalışmanızı gerektirir. Boşuna üstad demezler insana, değil mi?

V’av’a devam edelim. 6 rakamını simgeleyen V’av harfi için; İmanın 6 şartını simgelediği söylenen kabul görmüş bir gerçektir. Allaha inanmak, Onun Meleklerine inanmak, kitaplarına inanmak, Peygamberlere inanmak, kaza ve kadere inanmak… Bunlar iman etmenin şartlarıdır. Bu kavramları, Kuran ı Kerim dışında, insani felsefeler açısından değerlendirdiğinizde bugün ile şaşırtıcı bağlantılar kurabilirsiniz… İslam felsefelerinde V’av, vahidiyet ihtiva ettiği için, Allahın birliğini temsil ettiği kabul görmüştür… Bugün ile ilgili olarak ta ilginç ve çok öne çıkan bir felsefesi vardır bu harfin!

V’av’lardan Sakının! Der… Nedir bu sakınmamız gereken V’av’lar: Vali olmak, Vezir olmak, Veli olmak, Varis olmak, Vasi olmak, Vekil olmak… V’av der ki; Yaşam içinde bu V’avlardan biri olursanız veya o durumda kalırsanız ‘ölçülü’olun…Pür dikkat olun ki; İnsan olma vasfınızı bu durumlarda ölçebilin. İnsanlar nezninde ve ahirette bu kavramlar, sizin ölçüldüğünüz en önemli değer yargılarıdır. Tüm Osmanlı hukuk sisteminin salt İislami bir yönetim biçimi olduğunu düşünmek yanlıştır. V’av’ı anladığımızda; Bu öğretinin çok derin bir rehber niteliğinde olduğunu görürüz. Zaten kitap ta bir kutsal yaşam rehberi değil midir? V’av felsefesinin bir insan öğretisi de şudur. İnsan V’av şeklinde doğar ve biraz doğrulduğunda kendisini ‘Elif’ zanneder. Oysa insan ancak öldüğünde Elif vaziyetine bürünebilir. Bu anlatım bize şunu anlatmak istiyor: Ana rahminde, başın önünde doğdun. Tüm yaşamın boyunca mütevazi ol. Kendini Elif gibi dimdik zannedip te mütevazilikten ayrılma. Yaşam denen bu armağının bir gün son bulacağını bil. İnsanlara karşı, kendini daha üstün bir yere koyma… V’av dünyayı ve bu mütevazi duyguyu anlatır. Elif ise insanın bu sınavı tamamladığı, yani artık dimdik olabileceği Ahiret halidir… Din olgusuna körü körüne inanıp, bilgiyi ve yüzyıllar içinde oluşan bu felsefeleri es geçmek imkansız. Kuran ı Kerim ; İçinde yaşadığımız ve daha biz doğarken dikte edilen doğruları alayabilmemiz için  önce: OKU ! der… Tek bir harf üzerine inşa edilen bu felsefelerin bugün dahi geçerliliğini korumasının altında  yatan gerçekleri keşfetmemiz gerekli. Bilgiyi, keşfi ve yolculuğumuzu adım adım o sona hazırlıyoruz, korkuyla karışık olsa da bir bilinmeze gidiyoruz. Bu yüzden atacağımız adımlar bazen yanlış olsa da, o son noktaya geldiğimizde kalbimizde bir huzur olmasını istiyoruz. Bunun için sevmek ve sevilmek için aslında tüm çabamız. Arkada bizi seven insanlar bırakabilirsek; Mirasımız da onların hatıralarında yaşamaya devam edecek. İşte bu çaba paha biçilmez bir sonsuzluk verecek her birimize… Bu felsefeyi anlamadan bilmeden küçülten ‘din tacirleri’de, ümid edelim de kendilerini ‘Elif’ zannetmekten vazgeçer… ve V’av haline geri dönerler…

V’av’nı en güzel hat ve tezhip örnekleri bu topraklardadır. Türk üstadlarının eseridir ve Bursa Ulu Camii’de durmaktadır…  En kötüsü de bunun derinliğini görüp te sadece ‘Vaaoovv’ diyerek, kahkahayı patlatanlar… malesef bu hayatta onlar çok.

Argün Albayrak

  1. #1 by Gülay Güney on 28 Mart 2012 - 10:39

    çok anlamlı

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: