‘minik bir rica’…üzerine (Selen ve müedda )

Omuza omuza yaslanmış milyonlarca zeytin ağacı bir yandan salınır, bir yandan da Ege denizinin sonsuz derinliğindeki hikayeleri seyre dalarlar. Küçük yapraklı ve gösterişsiz, sade bir görünümleri vardır. Kalabalık içinde o güzelliği keşfetmek zordur. Birine sırtınızı yaslayıp, mümkünse gözlerinizi de kapatacaksınız. Hatta o ağacı mesken edinmiş bir kaç karınca da burnunuzu gıdıklayacak. Öylesine tek beden haline geleceksin o ağaçla… Kendisi bir hafif rüzgarla ve hışırtılı bir plak gibi mırıldanmaya başlayacak. Sen de bu tek düze huzurla uykuya dalacaksın. Hayaller seni sürüklemeye başlayacak:

Eski Ahit’te yer alan efsanelerden biri, Hazret-i Nuh ve tufandan bahsedermiş.. Yarattığı ademoğlunun yeryüzüne kötülük tohumları saçtığını gören Tanrı, onu bir tufanla cezalandırmaya karar verir. Ve Hazret-i Nuh’a bir gemi yapmasını, bu gemiye her temiz hayvandan erkek ve dişi olmak üzere yedişer, her temiz olmayan hayvandan da yine erkek ve dişi olmak üzere ikişer, ve kuşlardan da erkek ve dişi yedişer çift almasını söylemiş… Ardından büyük tufan başlamış, Hazret-i Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, yeryüzü üzerinde yaşayan her şey silinmiş. Tufan durulduğu zaman Hazret-i Nuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercin salmış. Sular tam çekilmediği için güvercin gemiye dönmüş. Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salmış. Güvercin bu sefer, ağzında yeni koparılmış bir zeytin yaprağıyla gelmiş. O zaman Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlamış. Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin, o günden bu güne, ümidin ve barışın simgesi olmuş. Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün…

Oldum olası bu ağaca bir aşk beslerim. Yüklenilen efsanelerden değil, güzelliğinden. Yüzyıllara meydan okuyabilmesinden. Ve bütün nesiller tek tek yok olsa da; onun hep dimdik ve güzelleşen yüzüyle kalabilmesinden kaynaklanıyor bu sevgi. Şu an bahçemde iki tane var. Birinin adı ‘Selen’, diğerinin ise Müedda. Müedda bugünün anlamı ile ‘MANA’ demek…İkisi de çok sağlıklı. Simsiyah meyvelerini de esirgemiyorlar benden. Zeytin ağaçları, doğası gereği biraz yalnızlığı seviyor. Yanında farklı cinsten bir ağacı kabul etmiyor. Yanına bir şey mi dikeceksin: İlla ki Zeytin ağacı olmasını istiyor. Bunun dışında o kadar çok yazıt, hikaye ve efsaneler süsler ki o yaprakları… Hangisini anlatsam bilemedim. Ancak eski ahit ve ağaçların kralı olmayı reddedişi muhteşemdir. Altında yattığım her zaman konuşur, onu incelerim. Yaz aylarında, bitkin düşen akıllı serçeler, yapraklarının verdiği esinti içinde serinler, şakırlar. Dinlenirler…

Müedda ve Selen şu an bunları okuyorlar… Sessiz dostlarım onlar. Müedda 63 yaşında. Selen ise 2006 doğumlu. Dallarını hafifçe ayırdığınızda yapraklarının arasından bakan yüzlerce siyah gözle size baktığını görürsünüz.… Müedda’ya yetişecek bu gidişle! Çünkü yaprakları cıvıl cıvıl ve çok sağlıklı. Muhtemelen ben gittiğimde de yaşamları devam edecek… Onlara uzun ömürler dilerim. Bakalım ne efsaneler anlatacaklar. Umarım efsaneleri içinde bana da bir rol düşer de; Ben de yaşadım ! diyebilirim…

İkisine de sevgiyle sarılıyor ve öpüyorum ! (iki bedende tek can…)

 

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: